Bir Sağlık Kurulu Hikayesi
Bugün sağlık kuruluna yetmişli yaşlarında bir hanımefendi tekerlekli sandalyesiyle arz-ı endam etti. Kendisine ellili yaşlarında oğlu ve bakıcısı eşlik ediyordu. Malum “tam kapanma” dolayısıyla her gün evinden git gel yapması gereken bakıcıya yerel merciilerden izin çıkmamış, bakacağı kişinin bakıma muhtaç olup olmadığının tespiti için bir grup doktorun onayı istenmişti. Uygulanan her yasağın öznesi bu güzel hanım dışarı çıkmasının serbest olduğu bu son günü, kendisi ile aynı durumda olan bir grup insan ile birlikte, en az yedi ve randevu saatine riayet etmeyen bir çok insan ile birlikte üçüncü dalganın derinden hissedildiği bu hastanede poliklinik-poliklinik gezerek geçirmişlerdi. Sabahın erken saatlerinde başlayan bu yorucu gün, bir grup doktorun birkaç sorusu ile bitecekti. Önce nasıl olduğu soruldu, gayet iyiydi. Biz de iyiydik. Oğlunu ve bakıcısını bize başarıyla takdim etti. Torunlarının isimlerini biraz duraksama olsa da başarıyla anımsadı. Son olarak bugün buraya neden geldiği soruldu. Biraz düşündü. Dönüp oğluna baktı; oğlu doktorların uyarısı ile hiçbir şey söylemedi. Bakıcısına baktı; bakıcısı ellerini ve kafasını bana bakma anlamında iki yana sallayarak soruyu geçiştirdi. Sonunda biraz daha düşündükten sonra cevabını verdi; “Araba alacakmışız!”.
Yorumlar
Yorum Gönder