Kayıtlar

Bir Mektup

      Fahrettin Bey;      Size bu mektubu asla okunmayacağını veya ciddiye alınmayacağını bilerek yazıyorum. İçiniz rahat olsun. Kimseyi koltuğundan edecek torpile sahip değilim. Mektubunuza cevap niteliğinde de olmayacak. Okumadığımdan veya ciddiye almadığımdan değil. Sahada yaşadığım sorunları dile getirmenin başka bir yolunu bilmediğimden. Aslında bu da başlı başına bir sorun, ama sizin değil bizim muhatap bulamadığımız idarecilerin sorunu.      Biliyorsunuz ki TUS kadroları arttığından beri acilde çalışan doktor bulmakta oldukça zorluk yaşıyoruz. Malumunuz aciller yeterince gereksiz hasta yüküyle boğuşmaktalar. Uzmanlık eğitimi hakkını kazanan kaçıyor. Size bu mektubu yazmamdaki sebep de acilde çalışan hekim sayısının azalması nedeniyle acile "destek" verecek ekip içinde olmam. Ekip derken 60 tane uzmanın çalıştığı hastanede çalışan bir avuç "7 tane dahiliye hekimi". Bu kadar. 60 tane uzman doktorun çalıştığı hastanede acilde doktor sayıs...

Kongre

Çalışacağım yer, üç gün önce beşinci servis olarak açılmıştı. Hastaların hepsi serviste çalışan yardımcı sağlık personeli, hemşire ve hekimden(ben oluyorum o) kıdemliydi. Arabamı halka açık ama genellikle hastanede çalışan kimselerin kullandığı otoparka park ettikten sonra otoparktan hastaneye açılan ve bilen herkes tarafından kullanılan yangın merdiveninin yerini bilmediğim için arabayla indiğim yokuşu yürüyerek geri çıkmak zorunda kalmıştım. Hastanede bana ayrılan bir poliklinik olmadığını öğrendikten hemen sonra belki görevlendirildiğim serviste montumu koymak için bir oda ayırmışlardır diye umarak ilgili servise gittim. Bilmediğim bir hastane binası, bilmediğim bir otomasyon sistemi ve onaltı en eskisi üç gündür yatan o zamanlar turkuaz tabloya "hasta" olarak kaydedilen kimse ile güne başladım.  Pandeminin ortasıydı, yeni uzmandım. O zamanlar adı konmamıştı ama ikinci dalgayı yaşıyorduk. Uzmanlığa pandemi servisi görevi ile başladım ve covid olana kadar üç hafta boyunca v...

Bir Sağlık Kurulu Hikayesi

Bugün sağlık kuruluna yetmişli yaşlarında bir hanımefendi tekerlekli sandalyesiyle arz-ı endam etti. Kendisine ellili yaşlarında oğlu ve bakıcısı eşlik ediyordu. Malum “tam kapanma” dolayısıyla her gün evinden git gel yapması gereken bakıcıya yerel merciilerden izin çıkmamış, bakacağı kişinin bakıma muhtaç olup olmadığının tespiti için bir grup doktorun onayı istenmişti. Uygulanan her yasağın öznesi bu güzel hanım dışarı çıkmasının serbest olduğu bu son günü, kendisi ile aynı durumda olan bir grup insan ile birlikte, en az yedi ve randevu saatine riayet etmeyen bir çok insan ile birlikte üçüncü dalganın derinden hissedildiği bu hastanede poliklinik-poliklinik gezerek geçirmişlerdi. Sabahın erken saatlerinde başlayan bu yorucu gün, bir grup doktorun birkaç sorusu ile bitecekti. Önce nasıl olduğu soruldu, gayet iyiydi. Biz de iyiydik. Oğlunu ve bakıcısını bize başarıyla takdim etti. Torunlarının isimlerini biraz duraksama olsa da başarıyla anımsadı. Son olarak bugün buraya neden geldiği ...